Kayseri’de Sıradan Bir Sabahın İçinde Başlayan Eksiklik
Benzer Bir Yazı: Türk kahvesi fincanı kaç cc'dir ?
Geceden Kalan Sessiz Bir Yorgunluk
Sabah uyandığımda ilk hissettiğim şey hep aynı olurdu: odanın içindeki soğukluk. Kayseri’nin kışı bazen insanın içine kadar işler, battaniyenin altından çıkmak bile küçük bir savaş gibi gelir. O sabah da öyleydi. Gözlerimi açtığımda tavana bakıp birkaç saniye hiçbir şey düşünmemeye çalıştım ama zihnim hemen doldu. Yapmam gereken işler, yetişmem gereken yerler, içimde biriken o tanımsız huzursuzluk…
Aynaya doğru yürüdüğümde yüzümdeki dağınıklık dikkatimi çekti. Sakallar uzamış, düzensizleşmişti. Genelde böyle anlarda rutinimi severdim; suyun sesi, aynanın buğusu, jiletin hafif dokunuşu… ama o sabah bir şey eksikti. Banyonun rafına baktım ve boşluğun orada olduğunu fark ettim. Tıraş köpüğü yoktu.
İçimde hafif bir hayal kırıklığı oluştu. Küçük bir şeydi belki ama günün bütün düzenini değiştirecek kadar belirgindi. “Nasıl yani?” dedim kendi kendime. Sanki küçük bir aksaklık değil de planlanmış bir eksiklik gibiydi. O an içimde garip bir inat da doğdu: Bu işi köpüksüz halledecektim.
Eksiklikle Yüzleşmek: Köpüksüz Bir Başlangıç
Banyonun içinde bir süre öylece durdum. Musluktan akan suyun sesi, duvarlara çarpıp geri dönüyordu. Elimi yüzüme götürdüm, sakallarımı yokladım. Sertleşmişti. Normalde köpük olmadan tıraş fikri bana biraz rahatsız edici gelirdi ama o sabah içimde garip bir merak vardı. Sanki hayat bana küçük bir test sunmuş gibiydi.
Lavabonun kenarına oturdum. Bir an için vazgeçmeyi düşündüm. Ama sonra içimdeki o inatçı taraf konuştu: “Bunu yapabilirsin.”
Hayal kırıklığıyla karışık bir kararlılık vardı içimde. Belki de mesele sadece tıraş değildi; eksik bir şeyle başa çıkabilmekti.
Sabun, Su ve Alternatiflerin Sessiz Dünyası
Dolabı açtım. Elime geçen ilk şey sıradan bir sabun oldu. Beyaz, biraz eski, köşeleri yumuşamış. Köpük yerine bunu kullanma fikri önce saçma geldi ama başka seçeneğim yoktu. Ellerimi ıslattım, sabunu köpürtmeye çalıştım. Çok az bir köpük oluştu ama tıraş köpüğünün o yumuşak dokusundan uzaktı.
Yüzüme sürdüğümde cildimdeki hissi hemen fark ettim. Beklediğim kadar konforlu değildi. Ama aynı zamanda garip bir gerçeklik hissi vardı. Sanki modern alışkanlıkların dışına çıkmışım gibi.
Jileti elime aldığımda bir an duraksadım. “Bu iş acı verebilir,” diye düşündüm. Ama yine de başladım.
İlk çekiş… hafif bir çekinme. İkinci… biraz daha dikkat. Üçüncüde artık ritmi bulmuştum. Su sürekli yüzümü yumuşatıyor, sabun az da olsa kayganlık sağlıyordu. Ama her hareket daha bilinçliydi. Hiçbir şey otomatik değildi.
İçimde bir heyecan vardı. Sanki basit bir sabah rutini değil de küçük bir keşif yapıyordum.
Beklenmeyen Öğrenme: Yavaşlamak
Normalde tıraş olurken düşüncelerim başka yerlere kayardı. Ama o sabah öyle olmadı. Her hareket dikkat istiyordu. Bu yüzden zihnim de mecburen yavaşladı.
Hayal kırıklığım yavaş yavaş değişiyordu. Eksiklik artık bir sorun gibi değil, bir deneyim gibi gelmeye başlamıştı. Köpüğün yokluğu bana bir şey öğretmişti: bazen kontrolü kaybetmek, daha dikkatli olmayı sağlıyordu.
Aynaya baktığımda yüzüm yarı tıraşlıydı. Bir tarafım pürüzsüzleşirken diğer taraf hâlâ dağınıktı. O görüntü bile garip bir şekilde hoşuma gitti. Çünkü hayat gibi görünüyordu: tamamlanmamış, düzensiz ama gerçek.
Kayseri Sokaklarına Doğru: Yarım Kalmış Bir Sabah
Soğuk Hava ve Düşüncelerin Uyum Dansı
Banyodan çıktığımda evin içi hâlâ sessizdi. Dışarıdan gelen rüzgâr sesi camlara vuruyordu. Üzerimi giyinirken yüzümdeki yarım tıraş hâlini fark ettim. Bir taraf düzgün, diğer taraf hafif dağınık…
İçimde hafif bir utanç hissi vardı ama aynı zamanda tuhaf bir özgüven de. Sanki eksik bir şeyle bile dışarı çıkabilirmişim gibi.
Kapıyı açtığımda Kayseri’nin soğuğu yüzüme çarptı. O an içimdeki hayal kırıklığı yeniden hafifçe kıpırdandı ama artık baskın değildi. Yerini meraka bırakmıştı.
Yolda Olmak: Küçük Bir İç Yolculuk
Sokakta yürürken insanlar bana bakmıyordu ama ben kendime bakıyordum aslında. Yüzümdeki düzensizlik, sabahın eksikliğini hatırlatıyordu. Ama her adımda bu durumla barışmaya başlıyordum.
Bir kafeden gelen sıcak ekmek kokusu, uzaktan geçen bir otobüsün sesi, kaldırım taşlarının soğukluğu… Hepsi zihnimde küçük parçalar oluşturuyordu.
İçimdeki heyecan yavaş yavaş yerini sakin bir kabullenişe bırakıyordu. Tıraş köpüğü olmadan tıraş olmak, aslında bir eksiklik değil; farklı bir yöntemdi.
Kendi kendime gülümsedim. “Demek ki her şey planlı olmak zorunda değil,” diye düşündüm.
Küçük Bir Dersin Sessizliği
O gün kimseye anlatmadım bunu. Çünkü dışarıdan bakınca basit bir sabah hikâyesi gibi görünürdü. Ama benim için öyle değildi.
Eksiklik, beni yavaşlatmıştı. Sabunla yapılan tıraş, bana dikkat etmeyi öğretmişti. Ve en önemlisi, hayal kırıklığıyla başlayan bir sabahın, nasıl küçük bir farkındalığa dönüşebileceğini göstermişti.
Nevainsaat sayfamızı ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. “Tıraş köpüğü olmadan nasıl tıraş olunur” hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın!
Akşamın Sessizliği: Aynada Kalan İzler
Günün Ardından Kalan Düşünceler
Akşam eve döndüğümde günün yorgunluğu omuzlarıma çökmüştü. Odaya girip aynaya baktım. Yüzüm artık tamamen düzgündü ama sabahki deneyimin izi hâlâ zihnimdeydi.
O sabah hissettiğim hayal kırıklığı artık yoktu. Yerine hafif bir tatmin duygusu gelmişti. Çünkü eksik bir şeyle başa çıkabilmiştim.
Kendi kendime düşündüm: “Belki de hayat böyle bir şey. Her zaman planlı gitmez ama yine de ilerler.”
Umutla Kapanan Bir Gün
Yatağa uzandığımda dışarıda rüzgâr hâlâ esiyordu. Ama içimde garip bir huzur vardı. Tıraş köpüğü olmadan geçen o sabah, aslında bana küçük bir şey öğretmişti: eksiklik her zaman kötü değildir.
Bazen eksiklik, insanı daha dikkatli yapar. Bazen de farkında olmadan içindeki gücü ortaya çıkarır.
Gözlerimi kapatırken, yarım kalan şeylerin bile bir bütünün parçası olduğunu düşündüm. Ve o düşünceyle uykuya daldım.
Önerdiğimiz İçerik: Tüylü kaban nasıl temizlenir ?