Sapanlar Kimdir?
Kayseri’nin eski sokaklarında yürürken, bir an için geçmişe takıldım. Sapanlar… Hep bir soru vardı kafamda. Kimdi onlar? Ve neden hep köylerden, kasabalardan, kenar mahallelerden gelirdi? O kadar çok duyduğum, o kadar çok gördüğüm bir kelimeydi ki. Ama bir türlü içine girememiştim. Hep başka bir dünyada, kendi küçük hikâyelerinde kaybolmuşlardı. İşte o an, çocukluğumun izlerini takip ederken, Sapanlar kimdir sorusu bir kez daha aklıma düştü.
Bir Çocuk, Bir Yokuş ve Bir Hedef
Daha bir hafta önceydi. Arkadaşlarımla mahallede futbol oynarken, birden top kayboldu. “Topu nereye attın?” diye bağıran arkadaşım Ahmet, şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Top, sokağın ortasında duruyordu ama birden hızla kayboldu. Birkaç saniye sonra, karşısındaki yokuşta bir grup çocuk belirdi. Elinde bir sapan olan küçük bir çocuk, gülümsedi.
“Topu sana getirelim mi?” dedi.
İçimden bir şeyler kıpırdamıştı. Onlar sapanlardı. O çocuk, o gruptaki herkes gibi, eski zamanlardan gelen bir efsanenin parçasıydı. Mahallede, ne zaman zor durumda kalınsa, hep Sapanlar yardıma koşardı. Kimsenin onlara güvenmediği, onları küçümsediği zamanlar olurdu. Ama işte o gün, “top” bizim için bir bağ oldu. Sapanlar kimdir? Benim için o gün, Sapanlar bir şekilde, gözümde anlam kazandı.
“Tamam, getirin ama dikkatli olun!” dedim, biraz da çekinerek. Topu alırken, bu küçük çocukların hayatının nasıl şekillendiğini düşündüm. Yıllarca kaybolmuş, değeri bilinmemiş bu toplar, bir anda başka bir dünyanın kapılarını açtı.
Umutlu Bir Yüz, Bir Ağaç Gölgesinde
Bir hafta sonra, o çocukları bir kez daha gördüm. Bu sefer tek başlarına değillerdi. Hepsi birbirine yakın, aralarındaki güveni simgeleyen bir bağ kurmuşlardı. “Sapanlar kimdir?” sorusu o an, beynimde belirginleşmişti. Onlar, dışlanmış ama bir o kadar da kendi iç dünyalarındaki eşsiz düzene sahipti. Bize her zaman alışılmadık bir şekilde yaklaşan, bizim dilimizi doğru şekilde kullanmayan, ama yine de kendini ifade etmekte sorun yaşamayan bir topluluktu.
Bir ağacın altında oturuyorlar, eski zamanlardan anlatılan hikâyeleri birbirlerine anlatıyorlardı. Ahmet’in yüzündeki şaşkınlık, yerini meraklı bir bakışa bırakmıştı. Benimse içimde bir şeyler değişiyordu. Onlara bakarken, sanki başka bir dünyaya adım atmış gibi hissediyordum. Onlar, bizden farklıydılar ama bir şekilde bizimleydiler. O küçük çocuk, elindeki sapanı bir kenara koydu ve “Ne olursa olsun, her zaman güvende olacağız,” dedi. O an, kalbimdeki hayal kırıklığı yerini bir umutla doldurdu.
Sapanlar kimdir, ne isterlerdi? Belki de sadece var olmayı, kabul edilmeyi… Hep sokak aralarında dolaşan, sistemin dışına itilmiş ama hala hayata tutunmaya çalışanlardı.
Bir Zamanlar Gölgelerde Yaşayanlar
O anlarda bir daha düşündüm. Sapanlar, her zaman dışlanan, bazen küçümsenen ama aslında kendi dünyasında yaşamaya devam eden, bizlere yabancı gelen insanlardı. Belki de bu yüzden, her biri biraz da umudun simgesiydi. Ne kadar uzağa gitseler de, birbirlerinden kopmasalar da, hayatta kalmaya, var olmaya devam ediyorlardı.
İçimdeki o eski kaybolmuş düşünceler bir anda gözlerimde belirdi. Sapanlar kimdir sorusunun cevabı aslında bu kadar basitti: Onlar, toplumsal sınırların ötesinde yaşamaya çalışan, sadece bir yerlerde kendi hayallerini ve umutlarını kuran, ama yine de bazen yalnız kalmış insanlardı. İçlerinde yaşadıkları hayatın anlamı, bizim anlamladığımız hayatın çok ötesindeydi. Duyguları, acıları, mutlulukları daha derindi. Onlar, belki de bizlerden çok daha özgürdüler.
Sapanlar, Bir Hüzün ve Bir Umut Arasında
Bugün tekrar aynı sokakta yürürken, bir anda gözlerim Sapanlar’ı aradı. Ama ne yazık ki o gruptan kimseyi görmedim. Belki de bir yerlerde hala kendi dünyalarında yaşıyorlardır. Ama her şeyin sonu vardır değil mi? O kadar çok şey değişti ki, belki de onların hayatları da dönüştü. O çocuklar birer yetişkin oldular, belki de bir başka yokuşta, başka bir grup kurdular.
Sapanlar kimdir? Bazen aklıma düşen bir soru olsa da, her zaman hatırlayacağım. Sapanlar, her zaman içimde bir umut bırakmayı başardı. Onlar kimdir? Bizim, toplumsal baskılardan, yanlış anlamalardan uzak, kendi dünyalarında var olmaya çalışan, aynı zamanda da birbirlerini hep kollayan insanlardı.
Belki de hepimizin içinde birer Sapan var.