İçeriğe geç

Beyin neden negatif düşünür ?

Beyin Neden Negatif Düşünür? – Bir İzmirli’nin Felsefi Durumu

Herkesin içinde bir iç ses vardır, değil mi? Hani o ses var ya, sürekli seni uyaran, “Şunu yapma,” “Yapamazsın,” “Bunu da yapmasan iyi olur,” diyen… Evet, o iç ses… Benim iç sesim ise biraz daha “daha derin” bir şey. Mesela geçen gün arkadaşlarla çimenlere yayılmışken, hava o kadar güzeldi ki, hafiften bir “yaşasın hayat” modundaydım. Bir an herkesin gülüp eğlendiği bir ortamda, beynim aniden şu soruyu sordu: “Ya öleceksek?” Evet, beynim – tam da gülüyoruz diye mutlu olduğum bir anda – ölüm temalı bir felsefi monolog başlattı. Kıskanılır bir yetenek!

İzmir’de, 25 yaşında biri olarak, hayatımda çoğunlukla eğlenceli anlar olsa da (tabii ki öyle görünüyor, çünkü sosyal medyada “eğlenceye doyduğum” anları paylaşıyorum), beynimin bazı zamanlar durup, “Negatif düşün, olumsuz düşün!” diye haykırması, çok normal bir şeymiş gibi. Düşünsenize, beynimiz niye bu kadar takıntılı? Neden genellikle “en kötü senaryo”yu hayal etme konusunda bir tür üst düzey yeteneğe sahip?

Beyin ve Negatif Düşünme Hakkında İlk Temas

Beyin neden negatif düşünür? Aslında bu sorunun cevabı, tam olarak “çünkü yapacak başka bir şey bulamıyor” olabilir. Beynin amacı, bizi “tehlike”ye karşı korumaktır. Fakat, her anın mutlu bir an olduğu günümüzde, beynimiz biraz işlevsizleşiyor gibi görünüyor. İstediğiniz kadar yoga yapın, meditasyon edin, beyniniz yine de size en kötü olasılıkları düşündürmeye çalışacaktır.

Hani mesela, bir toplantıda bir cümle kuruyorsunuz, “Bugün ne güzel işler yapacağız,” diyorsunuz. Sizin için güzel ve pozitif bir ifade. Ama beyniniz aniden “Peki ya işler ters giderse?” diye soruyor. O toplantıdaki herkesin size bakıp “Yine ne biçim konuştu bu?” dediğini hayal ediyorsunuz. Evet, beyniniz olumsuz düşünceleri seviyor. Ama neden?

Beynin Tarihsel Geçmişi ve Negatif Düşünceler

Şimdi bir adım geri atalım. Beyin, evrimsel olarak hayatta kalmaya yönelik çalışıyor. Geçmişte, mağara adamları sabah kalkıp “Bugün ne güzel bir gün!” demiyordu. Aksine, “Bu ormandan sağ salim çıkabilecek miyim?” diye düşünüyordu. Ve eğer bunu yeterince düşünmezse, sabah kahvaltısı olabilecek bir mamut yerine, sabah yemeği oluyordu. Evet, evrimsel geçmişimiz bize biraz fazla dikkatli olmayı öğretti.

Ancak bugün, bizler daha güvenli koşullarda yaşıyoruz. Çalışanlarımız var, evlerimizde internet var (Instagram’a girebilmek için), yani temel hayatta kalma ihtiyaçlarımızı daha kolay karşılıyoruz. Ama beynimiz hala eski ayarlarında, bu yüzden en küçük bir aksilikte “Sonumuz nereye varacak?” diye düşünüyor.

Günlük Hayattan Komik Beyin Anlatıları

Peki, bu “negatif düşünme”yi bir günlük hayatta nasıl gözlemliyoruz? İzmir’de, kıyıda köşede gezinirken, beynin tepkilerini çok net görebiliyorum. Geçen gün, arkadaşlarla sahilde bir yürüyüşe çıktık. Hava harika, denizin sesi, güneşin sıcaklığı… Tam “bugün gerçekten harika bir gün” derken beynim bir anda devreye girdi.

Beyin: “Ya düşüp kafanı mi vurursan?”

Ben: “Evet, sahilde yürüyorum, neden kafamı vurayım?”

Beyin: “Kimse ne olduğunu görmez, belki bayılırsın, ölürsün, kimse fark etmez.”

Ben: “Biraz abartmıyor musun?”

Beyin: “Hayır, aslında hiç abartmıyorum.”

Beynimin yaptığı bu, çoğu zaman aşırı bir kaygıdan başka bir şey değil. Ne zaman eğlenceli bir an yaşasam, beynim hep bir kenarda bekliyor, aniden durup “Ya bir şey ters giderse?” diye soruyor. Oysa ki eğlenceli olmanın tam da anı işte! Yine de bir şekilde beynim hep “olumsuzluk”ta takılıyor.

Beynin Korkuları ve Sosyal Durumlar

Beynin en sevdiği şeylerden biri de sosyal durumlarda “düşüş” yaşamak. Hani bazen toplu taşımada bir arkadaşınızla sohbet ederken, beyninizin “Aman tanrım, bu sohbetin bitmesi gerek” dediğini hissedebilirsiniz.

Beyin: “Ya yanlış bir şey söylersen?”

Ben: “Eee, ne olur yani? Hepimiz insanız.”

Beyin: “Ama belki biri seni yanlış anlar. Ya da herkes senin giydiğin tişörtü beğenmezse?”

Ben: “Yani, tişört değil de, halimle mi dalga geçiyorlar?!”

Beyin: “İşte o zaman işin kötüye gider, seni izlerler ve kimse seni tekrar davet etmez.”

Ben: “Bunu düşündüm, evet, olur, tamam. Ama bence yine de fazla düşünüyorsun.”

Sosyal anlarda beynimiz o kadar eleştirel oluyor ki, bazen bizden daha iyi bir eleştirmen haline gelebiliyor. Ama gerçekten, ne kadar sağlıklı? Benim için değil! Beynin, bu kadar negatif düşünme ihtiyacı duyuyor olması, aslında bizi daha temkinli olmaya zorlamak için evrimsel olarak geliştirilmiş olsa da, günümüzde insanı strese sokan bir hal alabiliyor.

Beynin Negatifliğini Yönetmek

Peki, bu kadar olumsuz düşüncenin olduğu bir dünyada, beynimizi nasıl daha pozitif hale getirebiliriz? Bir süre sonra, beynimi dinlememeye başladım. “Beyin, dur!” dedim. Kendi kendime söyledim: “Evet, belki düşebilirim, belki herkes beni eleştirecek, ama öyle bir şey olursa da yapacak bir şey yok. O zaman bir şekilde üstesinden geliriz.” Çünkü yaşam bir miktar “belirsizlik” içeriyor. Ama bu, mutlaka kötü olacak anlamına gelmiyor.

Bir diğer yöntem ise, her olumsuz düşünceyi kabul etmek ve ona karşılık olumlu bir şey düşünmek. Mesela, “Ya düşersem?” sorusuna verdiğim cevap şu oldu: “Eğer düşersem, bir kahkaha patlatırım, insanlar güler, belki arkadaşlarım bir daha bana o kadar dikkat etmezler.” Hah, işte bu düşünce, beynin olumsuzluğunu alt etti!

Sonuç Olarak

Sonuçta, beynimiz bazen bize gereğinden fazla “kötü senaryo” gösteriyor olabilir. Ama her şeyde olduğu gibi, dengeyi bulmak önemli. Negatif düşüncelerimizin bizi kötü yönde etkilemesine izin vermemek için, o seslere karşı çıkabiliriz. Beynimiz ne kadar olumsuz da olsa, bir şekilde hayatımıza biraz daha ışık katmak mümkün. İstanbul’da arkadaşlarla yürürken düşer miyim, diye düşündüğümde, şunu hatırlıyorum: “Hayat zaten biraz düşmek, biraz kalkmak değil mi?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper giriş